• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Uzm. Dr. Funda Kırtay Tütüncüler 

 
  506 604 94 61        GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI


AĞUSTOS 2019 da ÇANAKKALE'de açılacak GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP BİRİMİMİZLE ilgili randevu ve bilgi almak için lütfen 12.00-20.00 saatleri arasında arayınız...

    • AKUPUNKTUR
    • Vücudumuzun kendisini iyileştirmesine fırsat vermek, bedeni kendi enerjisiyle hastalığı aşmaya sevk etmek...
    • AĞRIDA GÜÇLÜ KONTROL
    • Akupunktur hem vücudun kendisine ağrı kesici hormonlar salgılatır, hem de enerji kanalları aracılığı ile ağrı kesici etki yapar
    • MİKROSİSTEM
    • Kulak el ve ayaklarımız başta olmak üzere vücudumuzda tüm organların sinirsel yansımalarının olduğu küçük alanlar bulunmaktadır...
    • OKSİJENDEN GELEN ŞİFA: OZON
    • TIBBİ AROMATERAPİ
    • Bitkisel uçucu yağlar ile gelen şifa
    • CGF-CD34 ( PRP )UYGULAMASI
    • Yaşlılığa - Travma- Dejenerasyonlara Bağlı eklem kireçlenmeleri ve rahatsızlıklarında eklem içine ve kas dokusuna kişinin kendi kanından elde edilen CGF-CD34 uygulaması
    • BİO-REZONANS
    • Vücut dengesinin sağlanmasında, bağımlılıklardan kurtulmada, migren atak sıklığının azalmasında, sigara bırakmada, alerjik şikayetlerde, yeme bozukluklarında destekleyici bir tedavi...
    • Mezoterapi
    • vitaminlerin, minerallerin aminoasitlerin, enzimlerin homeopatik ilaçların, karışımlar halinde, mikroenjeksiyon tekniği ile cildin orta tabakasına enjekte edilmesi yöntemidir. Cilt yenileme, lifting, leke tedavilerinde, selülit, bölgesel incelme, saç tedavisinde yaygın olarak kullanılır.
    • KUPA TEDAVİSİ ve HACAMAT
    • Kişinin kanını kendi bağ dokusu aracılığı ile filtreleyerek bedeni toksinlerden arındırmak...
    • HİRUDOTERAPİ(sülük tedavisi)
    • Tıbbi sülük(hirudo medicinalis) adı verilen özel üretilmiş ve ağzında kan dolaşımını düzenleyen salgılar bulunan bu canlının hastanın kanını emerken kendindeki şifalı salgıları hastaya vermesi esasına dayanan tedavi...

Vücut Akupunkturu










12 ANA MERİDYEN

1.Akciğer
2.Kalın Bağırsak
3.Mide
4.Dalak
5.Kalp
6.İnce Bağırsak
7.Böbrek
8.Mesane
9.Safra Kesesi
10.Karaciğer
11.Perikard
12.Üçlü Isıtıcı



               Çin kültüründe “Chi” olarak tanımlanan yaşam enerjisi, vücudumuzda “MERİDYENLER” aracılığıyla dolaşır. Vücudumuzu, tıpkı kan damarları ve sinir sistemi gibi bir ucundan diğerine, bazen birbirleriyle kesişerek dolaşır. Geleneksel Çin tıbbında “meridyenler” olarak bilinir. Meridyenler, her zaman sıkça adını duyduğumuz, “akupunktur” noktalarının bir sırada, peş peşe izledikleri, gözle görünmeyen ve deri altında mevcut olan, değişik yönlere enerji taşıyan hatlardır; vücudumuzun “HARİTASIDIR”.

               Binlerce yıldır bilinen ve kabul edilmiş 26 tane meridyen, gelişmiş bir metro ağı gibi vücudumuzu bir baştan bir başa dolaşarak organlara Chi enerjisini taşır. Sağlığımızın tam olabilmesi için meridyen kanallarında bu enerjinin kesintisiz akması gerekir.

               Meridyenlerde “ÖN ORTA KANAL” ve “ARKA ORTA KANAL” olarak tanımlanan iki ana hat vardır.

              24 noktadan oluşan Ön Orta Kanal (REN), vücudun 6 YİN meridyenini, 26 (28) noktadan oluşan Arka Orta Kanal (DU) ise 6 YANG meridyeni idare eder. Bu iki meridyenden başka, vücudumuzda paralel bir düzende, ellerin ve ayak parmaklarının uçlarındaki “TİNG” noktalarından başlayan veya biten 6 Yin (dişi), 6 Yang (erkek) olmak üzere 12 çift meridyen vardır ve her biri adıyla anıldığı organa enerji taşır.

               Ön orta kanal: ( Conception vessel = CV), Perineden başlar, vücudumuzun ön ortasını boydan boya geçer ve çenede, alt dudakta biter. Bütün Yin Enerji depolarının meridyenlerini kontrol eder.

              Bu meridyendeki düzensizlik, 1. Kısırlık ve 2. Konuşma sorunları yaratabilir.

              Arka Orta kanal: (Governor vessel = GV) Kuyruk sokumundan başlar, sırtımızı boydan boya geçer başın üstünden dolaşıp üst dudak altında diş etinde biter. Vücüdun enerji dağıtan yang, organ meridyenlerini kontrol eder.

             Bu meridyendeki dengesizlik ,

            1. Belkemigi ve 2. Sinir sistemi sorunları yaratabilir. Ellerde başlayan meridyenler: Akciğer 11, kalp 9, ince bağırsak 19, kalın bağırsak 20, pericard 9, üçlü ısıtıcı 23 noktadan oluşur

            Akciğer meridyeni:

          Göğüste omzun önünde başlar ve başparmakta biter. Akciğerler, dış ortamdan hayatta kalmak için gereken enerjiyi alır ve onu bedenin vereceği tepkiye uygun durumda harekete geçirmek üzere dağıtır. Bu işlev çok net olarak soluk alıp vermede görülür. Bu süreçte oksijen alınır ve karbon dioksit dışarı atılır. Soluk alıp verme beynin işlevleriyle yakından ilgilidir, kişinin zihinsel durumunu etkiler. Klasik Uzakdoğu tıbbında akciğerlerin rolü, iç işlerini olduğu kadar dış işlerini de yöneten bir başbakanın rolüne benzetilir. Başparmaklar sıkıca kavrandığında enerji tutulur, geniş açıldığında derin soluk alıp vermek daha kolaylaşır. Akciğer meridyeninde dengesizlik baş gösterdiğinde: 1. Genellikle kişi depresyona ya da melankoliye girer, başkalarından uzaklaşır. 2. Göğsünde tıkanıklık hissetmeye başlar. 3. Dinçliğini kaybeder, içini çeker. 4. Başı ağır gelir, 5. Sırt ve omuz bölgeleri sertleşir. 6. Soğuk algınlığı, astm ve bronşit gibi solunum yolları hastalıklar baş gösterir. 7. Baş dönmesi ve öksürük ortaya çıkar.

Kalın Bağırsak meridyeni:

Akciğerin eş organıdır. Kalınbarsak meridyeni işaret parmağının ucundan başlar ve burun deliğinin kenarında biter. Kalınbarsak akciğerlere yardım eder, bedene giren besin maddelerinin işlendikten sonra atılmasını, böylece enerji tıkanıklıklarının giderilmesini sağlar. Psikolojik düzeyde duygularını belli etmemenin ya da kendine saklamanın kalınbarsak üzerindeki olumsuz etkisi büyüktür. Bu durumda, kişinin gaz çıkarması sembolik olarak, onun içine hapsettiği duygularını salıvermesi olarak yorumlanabilir. Kalınbarsak meridyeni tıkandığında: 1. Kişi psikolojik olarak rahatlamakta güçlük çeker ve bu duruma genellikle sığ soluk alıp verme eşlik eder. Bu psikolojik durum, fiziksel düzeyde kabızlık, parmak uçlarında soğukluk (yetersiz kan dolaşımı) ve başa kan çıkmasıyla (sıcak basması ve baş dönmesi) olarak tezahür eder. 2. Kalınbarsak meridyeninde dengesizlik baş gösterdiğinde kişi motivasyonunu kaybeder, hareketsizleşir ve enerji alışverişi yetersiz olur. Sonunda bu durum burun, boğaz, bademcik ve nefes borusu dahil solunum yolları hastalıklarının yanı sıra titremeye, ürpermeye, ishale yol açar. 3. Cilt solgunlaşır, hassaslaşır ve kolayca iltihaplanabilir. 4. Ayrıca basur, gözlerde kızarıklık, ağrı, başparmağı güçlükle kımıldatma, sırt ağrıları kalınbarsak meridyenindeki dengesizlikle bağlantılıdır.

İnce bağırsak meridyeni:

Kalbin eş organıdır. Ateş elementinin etkisindedir. Küçük parmakta başlar, kulağın önünde biter. Dışarıdan bedene giren besin maddelerini alır ve bunları kullanılabilir duruma getirir. Ayrıca kalp meridyeninin enerjiyi karnın alt bölgesinde tutmasına yardım ederek sakinlik sağlar. Öfke, şok, keder gibi duygularda kan karnın alt bölgesinde toplanır. Bu durumda sırtın alt bölgesinde ağrı başgösterir, özellikle kadınların ayakları üşür. Bu meridyen yumurtalıkların çalışmasıyla ve ay halinin düzenli olmasıyla da ilgilidir. Öfke gibi duyguların saklanması incebarsak meridyeninde dengesizlik yaratır. Bu gibi zihinsel durumlar enerji akışının boyunda ve omuzlarda bozulmasına yol açabilir, 1. Kişi kolayca yorulabilir, 2. Çoğunlukla sırtının alt bölgesi ağrır, 3. Bacaklarına kramp girer. 4. Migren ağrıları ve nörotik semptomlar ortaya çıkar.

Kalp meridyeni:

Ateş elementidir. Koltuk altında başlar, küçük parmakta biter. Bedenin dışarıdan aldığı uyarıları birleştirerek bunlara tepki verir. Beş duyguyla edinilen verileri uygun iç tepkilere çevirir, böylece enerji merkezi olarak bütün bedeni kontrol eder. Kalp meridyeninin bu motive eden ve entegrasyon sağlayan işlevi kalp atışlarıyla hissedilebilir. Kalp meridyenindeki dengesizlikler, 1. Şok ya da yorgunluk nedeniyle sinirsel gerilimler olarak ortaya çıkar. 2. Bu da mide çakrası bölgesinde gerginliğe ve aşırı endişeye yol açar. 3. Bu durumdaki kişilerde kekemelik, yutma güçlüğü baş gösterir. 4. Sürekli boğazlarını temizlerler. 5. Kan kişinin başına çıkar, avuçları terler. Bu kişiler kalp hastalığına eğilimlidirler.

Perikard Meridyeni:

Göğüste başlar, elin orta parmağında sona erer. Ateş elementinin kontrolündedir. Enerji depolar. Bu meridyenin en önemli görevi, kalbin yorulmasını önlemektir. Yani kan dolaşımı ve cinsel aktiviteyi kontrol eden perikard (kalbin dış zarı). Stresin etkileri kalbe gitmeden önce bu zarda kendini belli eder. Bu meridyendeki zayıflık, 1. Kol altlarında acı ve şişkinlik, 2. Dirsekler de egzema, 3. Sıcak avuçlar, 4. El orta parmagında egzema, 5. Siil, beyaz lekelere neden olabilir.

Üç Isıtıcı Meridyeni: (Sanjiao)

Üçlü Isıtıcı Meridyen Yüzük parmağında başlar, kaşın dış kenarında biter. Geleneksel Çin tıbbında beden üç bölüme ayrılır. Bunların her biri kendi kendinin ısıtıcısıdır. Isıtıcı, ısı üreten bir bölge, metabolizma faaliyetinin merkezidir. ‘Üçlü ısıtıcı’ vücudun termostat işlevini gören endoktrin bezlerini kontrol edenmeridyendir. Böylece üçlü ısıtıcı geleneksel sınıflandırmaya göre, gövdenin üst, orta ve alt bölgelerindeki organlarda metabolizma faaliyeti (ısı oluşumu) gösterir. Bu sistemde • Göğüs boşluğu, • Karın boşluğunun üst yarısı (göbeğin üstü) ve • Karın boşluğunun alt yarısı ayrı ayrı olmak üzere üst, orta ve alt ısıtıcıların kontrolündedir. Yani, üçlü ısıtıcı üç bölümden meydana gelir ve her bölümün işlevi farklıdır. Klasik metinlerde dolaşım-cinsiyet meridyeniyle birlikte bir yin-yang çifti oluşturan bu meridyenin işlevinin olduğu ama formunun olmadığı yazar. Üçlü ısıtıcı meridyen periferik (çevresel) kan dolaşımını ve lenfatik akışı kontrol eder. Bu, üçlü ısıtıcı deri, mukoza ve periferideki kılcal damarlarla lenf ağı tarafından beslenen yürek zarıyla yakından ilişkilidir. Besinlerin özümlenmesinde hayati bir rol oynayan incebarsak askısıyla bağlantılıdır. Periferik dolaşımı kontrol ederek besin maddelerinin bedende dağılımını düzenler. Bedenin su metabolizmasının düzenlenmesinde önemli rol oynar. Bu meridyeninde dengesizlik yaşayan kişi 1. Başkalarıyla iyi ilişki kuramaz, kendini aşırı savunur ve sürekli tetiktedir. Bu da, bedeninde sertleşmelere yol açar. 2. Kolları gergin ve serttir, sürekli yumruklarını sıkar. 3. Başı, üzerinde bir şey varmış gibi ağır gelir. 4. Çevresindeki değişikliklere karşı aşırı duyarlıdır, ani ısı ve nem değişikliklerinden olumsuz etkilenir. 5. Bünyesi alerjik olabilir. 6. Burun ve boğaz mukozaları aşırı hassastır, lenf düğümleri kolayca şişer. 7. Sık sık soğuk alır, 8. Gözlerinde ve burnunda sorunlar yaşar. Bunların yanı sıra karın duvarında ve göğsünde baskı hisseder, cildi aşırı hassastır, bu da gıdıklanmaya, kaşınmaya ve acıya aşırı duyarlılığa yol açar. Vücut kolayca su tutar. Kimi kez kollarda ve başın arkasında uyuşukluk vardır. Ekzema ve ürtiker oldukça yaygın semptomlardır.

Ayaklarda başlayan meridyenler: Mide 45, dalak-pankreas 21 (Geleneksel Çin tıbbında bu iki organ tek bir organ olarak kabul edilir), İdrar kesesi 67, böbrek 27, safra kesesi 44, karaciğer 14 noktadan oluşur.

Mide Meridyeni:

Eş organı dalaktır. Her ikisi de toprak elementinin etkisindedir. Gözün altından başlar, ayağın ikinci parmağında biter. Uzakdoğu tıbbında mide meridyeninin geçtiği mideye, dudaklardan başlayarak ağız boşluğuna, yemek borusuna, mideye, on iki parmak barsağına ve incebarsağın üst bölümüne kadar uzanan bütün sindirim organları dahildir. Bedenin bu bölgelerinin çalışmasını kolaylaştıran mide yemek yemek, hareket etmek, beden ısısını ve kadınların üremelerini sağlamakla ilişkilidir. Erginlik çağında kadınlarda göğüsler ve cilt altı yağ tabakası gelişir. Bu değişiklikler iştahı, süt salgılamayı ve bir dereceye kadar yumurtalıkların çalışmasını kontrol eden mide meridyeninin işleviyle mümkün olur. Mide meridyenine kaslar ( yemek borusu, göğüsler, yumurtalıklar, yağ dokuları, üst ve alt bacaklar) ve göz kapakları dahildir. Beyin korteksi de bir şekilde sindirim sistemiyle bağlantılıdır, çünkü olaylar düşünülerek sindirilir. Bu düşünce, hareketsizliğin ve fazla düşünmenin sindirim özsularının az salgılanmasına, sonuçta da kötü sindirime yol açtığı görüşüne geçerlilik kazandırmıştır. Mide meridyeninde dengesizlik baş gösterdiğinde: 1. Kişi midesinin aşırı farkında olur. 2. Ruhsal durumu iştahını etkiler. 3. En küçük ayrıntılar konusunda endişe duyar, boyun ve omuz bölgeleri sertleşir. 4. Bacakları ağır gelir, dizlerinin altı üşür, 5. Çok esner ve çabuk yorulur. 6. İnsanlar fazla yediklerinde fazla geğirirler, mide asitleri artar, midelerinde şişkinlik hissederler. 7. Soğuk algınlıkları, burun iltihapları ve öksürükleri uzun sürer. 8. Ağzın kenarındaki hassaslık mide çeperi iltihabının işaretidir. 9. Midenin üst duvarı sertleşir ve kalbe baskı yaparak kalp bölgesinde ağrıya yol açar. Bu ağrı kimi kez kalp ağrısıyla karıştırılır.

Dalak-Pankreas Meridyeni:

Toprak elementinin etkisindedir. Ayağın başparmağından başlar, göğsün yanında biter. Uzakdoğu tıbbının bazı otoriteleri, dalak meridyeninin geçtiği dalağın, pankreasın karşılığı olduğu görüşünü öne sürerler. Dahası, geleneksel olarak, sindirim enzimleri salgılayan bütün organların (mide, safra kesesi, incebarsaklar ve ağız) işlevlerini dalağın gördüğü de kabul edilir. Dalak meridyeni kadınlarda üreme organlarıyla da (göğüsler ve yumurtalıklar) bağlantılıdır. Dalak meridyeninde dengesizlik baş gösterdiğinde: 1. Kişi çok düşünür ve endişeye kapılır, 2. Her zaman açlık hissi çeker. 3. Huzursuzdur, çabuk yer ve yeterince hareket etmez. 4. Tatlıları ve sulu yemekleri sever. 5. Sürekli açlık çektiğinden öğün aralarında atıştırır. 6. Sürekli uyuklar. 7. Mide özsuları azalır, ağzı kurur. 8. Sırtı ya da dizleri ağrır, bu da oturup kalkarken güçlüğe yol açar. Bazı durumlarda diz eklemlerinde sıvı birikir. 9. Dalağın yetersiz çalışması omuz eklemlerinde çarpıklıklara, sonuçta da “donmuş omuza” yol açar.

Safra Kesesi Meridyeni:

Karaciğerin eş organıdır, gözün dış köşesinden başlayıp ayak dördüncü parmakta sonlanır. Ağaç elementidir. Safrakesesi, besinlerin bedene dağılımını ve (tükrük bezi, pankreas özsuyu, safra ve barsak enzimleri dahil) sindirim enzimlerinin, tiroid hormonlarının dengesini kontrol eder. Ayrıca safrakesesi karar vermeyle ilişkilidir, tepkileri ve davranışları belirler. Bu meridyendeki dengesizlikler sonucunda: 1. Kişi, önemsiz ayrıntılarla aşırı ilgilenir. 2. Paniğe kapılmaktan ve karar alamamaktan korkar. 3. Göz yorgunluğu başlar, gözlerin akları sararır, gözlerde mukoza birikir, görme bulanıklaşır. 4. Bu kişiler acele yemek yediklerinden safra salgılanması yetersiz kalır, kabızlık ya da ishal görülür. 5. Cilt sararır, kol ve bacak eklemlerinin yanı sıra bedende sertleşmeler başlar. 6. Diğer semptomlar arasında mide ekşimesi, sabahları mide bulantısı, mide şişkinliği, omuzlarda gerginlik, midede ya da safrakesesi kanalında spazmlar ve ağrı, asit artışı, on iki parmak ülseri, balgamlı öksürük sayılabilir.

Karaciğer Meridyeni:

Ağaç elementinin kontrolündedir. Ayağın başparmağında başlar, göğüs altında biter. Karaciğer besinleri depo eder ve bedenin aktif kalması için gereken hayati enerjiyi korur. Kanı artırır, zararlı maddeleri parçalayıp bedenden atar. Karaciğerin en önemli işlevi kişiyi dinç ve güçlü tutmaktır. Karaciğer meridyenindeki dengesizlikler sonucunda: 1. Güç kaybı, aşırı yorgunluk, huysuzluk, gürültüden kolayca rahatsız olma, aşırı duygusallık sorunları baş gösterir. 2. Kişi, konuşurken sesini yükseltir. 3. Fiziksel düzeyde, gözler parlaklığını kaybeder, her şeyi sarımsı görür, 4. Ayağa kalktığında başı döner. 5. Cinsel performansı düşer, prostat ve testis sorunları ortaya çıkar. 6. Kuyruk sokumu omurunda ve onun üzerindeki sakral omurlarda ağrı, 7. Basur, 8. Böğürde gerginlik, 9. Kaburgaların altındaki bölgede baskı, 10. İştah kaybı, mide bulantısı ve baş ağrısı yaşanır. Su Metabolizmasını Çalıştıran Meridyenler Çin tıbbına göre, böbrekler ve mesanenin gördüğü işlevlere böbrek üstü bezleri, otonom sinir sistemi ve üreme organlarının işlevleri de dahildir. Böbrekler ve mesane birlikte, hayati enerji sağlar ve bedendeki sıvıları arındırır. Geleneksel olarak mesane ve böbrek meridyenleri kemikler, dişler, göz bebekleri, üreme organları, saçlarla ilişkilendirilir.

İdrar Kesesi Meridyeni:

Su elementi kontrol eder. Böbreğin eş organıdır. En uzun meridyendir. Gözün iç köşesinden başlayıp başın üst kısmında dolanır, boyunda ikiye ayrılıp sırtta devam eder ve küçük ayak parmağında sonlanır. Bütün endokrin sistemiyle bağlantılı olan hipofiz bezi vasıtasıyla otonom sinir sisteminin çalışmasıyla ilişkilidir. Böylece, beden sıvıları süzüldükten sonra artık sıvıları toplayarak bedenden atan boşaltım organlarını, üreme işlevini ve rahmi kontrol eder. Mesane meridyeninde dengesizlikler baş gösterdiğinde: 1. Büyük sinirsel gerginlik yaşanır, kişi aşırı tepkiler verir. 2. Sırtın altındaki kaslar genellikle sertleşir. 3. Gözlerin burun kenarındaki yanlarında acıma ya da batma hissedilir, 4. Baş ağrısı, başın arkasında zonklama meydana gelir. 5. Ayrıca otonom sinir sisteminde de sorunlar ortaya çıkar. Kişi sırtında ürperme hisseder ya da sırtının alt bölgesinde işkence çektiren ağrılar oluşur. Başın arkasından burun kemerine kadar yayılan ağrılar yaşanır. 6. Kimi kez sırt acıdan kıvrılır, adaleler kasılır. 7. Karnın alt bölgesinden bacaklara kadar üşüme hissedilir, 8. İdrar çoğunlukla artar ya da azalır. 9. Kimi kez sistit (mesane iltihabı) görülür.




Ellerde ve ayaklarda başlayan / biten meridyenler çifttir, örneğin, sol eldeki kalın bağırsak meridyeni sağ elde de aynı hatta mevcuttur. Bir meridyen ait olduğu organa enerji götürürken, bu akış akupunktur noktalarından aktarılarak oluşur. Bu noktalardan birkaçı veya tamamı kapanıp enerji bloke olduğunda sorunlar başlar, ilgili organa enerji gitmez. Kan damarlarında tıkanıklık olduğunda kan nasıl gitmesi gerektiği yere gitmiyor ve buna bağlı sorunlar çıkıyorsa, meridyen hattındaki enerji kesintisi de benzer sorunları ortaya çıkartır.

               


                Çin tıbbına göre beden, evrenin küçük bir parçasıdır ve evrensel yasalar ile denge ve uyum ilkelerine tabidir. Çin tıbbı Batı tıbbı gibi zihin ve beden arasında keskin bir ayrım yapmaz. Çin sistemi duyguların ve ruhsal durumun hastalıklar üzerinde fiziksel mekanizmalar kadar etkili olduğuna inanır ve çalışma hayatı, çevre, hayat tarzı ve ilişkiler gibi unsurları hastanın sağlığının genel resminin temelleri olarak görür.

               Çin tıbbı, vücut ve sağlığı yorumlamak için farklı sembol ve görüşler de kullanır. Batı tıbbı sağlığı genellikle kimyasal reaksiyonlardan oluşan ölçülebilir fiziksel süreçler aracılığıyla tanımlar, oysa Çin tıbbı sağlığı ve bedeni tarif etmek için yin ve yang, chi, organ sistemi ve beş element gibi görüşler kullanır. Akupunkturun ardındaki görüşü anlamak için, bu temel terimlerin bazılarını açıklamakta fayda vardır.

              Yin ve Yang: Çin felsefesine göre evren ve beden iki farklı, ancak tamamlayıcı prensip olan yin ve yang ile tarif edilebilir. Örneğin, ısı bakımından, yin soğuk, yang ise sıcaktır. Cinsiyet bakımından yin dişil, yang ise erildir. Eylemlilik bakımından, yin pasif, yang ise aktiftir. Işık bakımından, yin karanlık, yang ise parlaktır. Yön bakımından yin içeri ve aşağıya doğru, yang ise dışarı ve yukarı doğru yönelir. Hiçbir şey bütünüyle yin ya da yang değil, bu ikisinin bir birleşimidir. Bu iki ilke her zaman etkileşim halindedir, birbirlerine karşı koyar ve birbirlerini etkilerler.

             Çin tıbbının amacı yin ve yangı ortadan kaldırmak değil, bu ikisinin dengeye kavuşmasını ve bir arada uyum içinde var olmalarını sağlamaktır. Örneğin, eğer kişinin yüksek kan basıncı şikayeti varsa, Çin sistemi kalp organında çok fazla yang enerjisi olduğunu söyleyecek ve vücuttaki diğer belirtilere ve organlara bağlı olarak, kalpteki yangı azaltıp yini artırmak için yöntemler önerecektir. Akupunktur terapileri bu şekilde vücudun belirli bir alanındaki yin veya yangı artırmaya ya da azaltmaya çalışır.

            Chi: Çin tıbbındaki bir diğer temel görüş chi’dir (qi). Chi evrendeki temel hayat enerjisidir. Görünmezdir ve havada, suda, yiyeceklerde ve Güneş'te bulunur. Bedende de bulunan, yaşamı yaratan ve hayat veren görünmez yaşam gücüdür. Kalıtsal olarak alınan bir miktar chi ile doğulur, aynı zamanda chi, yenilen yiyecekler ve solunan hava ile elde edilir. Kişideki chi seviyesi ve niteliği fiziksel, zihinsel ve duygusal denge durumuna da bağlıdır.
           Chi, meridyen denilen kanallar boyunca vücutta dolaşır. Organ Sistemi: Çin sisteminde on iki temel organ vardır, bunlar; akciğer, kalın bağırsak, dalak, kalp, ince bağırsak, mesane, böbrek, karaciğer, safra kesesi, perikard (kalp dış zarı) ve bütün üst gövdeye karşılık gelen "üçlü ısıtıcıdır". Her organın kendisiyle ilişkili chi enerjisi vardır ve her organ zihinsel düzeyde belirli duygularla etkileşim halindedir. On iki organ olduğu gibi on iki ana kanal ya da meridyen boyunca vücutta dolaşan on iki tür chi vardır. Çin hekimleri belirtiler ile organları ilişkilendirir. Yani, belirtiler bir ya da birkaç organdaki yin/yang dengesizliğinden veya bir organdan diğerine sağlıksız chi akışından kaynaklanır. Her organın kendini gösterebilecek farklı bir belirti profili vardır.

            Beş Element: Çin teorisinin bir diğer temel görüşü ise, dünya ve vücudun beş ana elementten oluştuğu inancıdır. Bunlar; ağaç, ateş, toprak, metal ve sudur. Bu elementler birbirleri ile etkileşim halindedir ve her bir element ya başka bir elementi üretir ya da kontrol eder. Örneğin su ateşi kontrol eder ve toprak metali üretir. Her organ bu beş elementten biri ile ilişkilidir. Çin sistemi element ve organları hastalıkları izah etmek ve tedavi etmek için kullanmıştır. Mesela, böbrek suyla, kalp ise ateş ile ilişkilidir ve bu iki organ arasındaki ilişki su ve ateşin arasındaki ilişki gibidir. Eğer böbrek zayıflarsa, kalpte bununla ilişkili olarak ateş problemi açığa çıkabilir yani kalp sistemini soğutmak ve/veya böbrekteki enerjiyi artırmak amacıyla akupunktur ya da şifalı bitkilerle tedavi uygulanabilir.
            Çinliler organlar ve elementler ile fiziksel ve zihinsel belirtiler arasındaki ilişkiyi anlatan karışık bir sistem oluşturmuştur, yukarıdaki ise bu sistemden sadece basit bir örnektir. Her ne kadar Batılı bilim adamları için bu sistem kuşku uyandırıcı olsa da, bazı ilginç paralellikler gözlenmiştir. Örneğin Batı tıbbı genellikle ciddi kalp hastalıklarının böbrek yetmezliğinin ardından oluştuğunu gözlemlemiştir, ancak bunun nedeni hala kesin olarak bilinmemektedir. Çin tıbbında bu iki organ arasındaki bağ uzun zaman önce kurulmuştur.

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret17032